UFC Tarihinin En Önemli Dövüşü: Forrest Griffin vs Stephan Bonnar

2005 yılında, işlerin UFC adına yoluna gitmediği bir dönemde UFC ana akım medyada yer bulmak, yaygınlaşmak adına son bir kumar oynamıştı: The Ultimate Fighter (TUF). Eğer bu şov başarısız olursa tüm bahisler organizasyonun tamamen eriyeceği yönünde seyrediyordu. Ancak işler hiç de öyle olmadı. TUF şovu 9 Nisan 2015’de Forrest Griffin ile Stephan Bonnar’ın finalde yaptıkları dövüşle birlikte UFC tarihindeki en büyük dönüm noktalarından biri haline gelmişti. Peki bu dövüşü bu kadar özel kılan neydi?

İlk olarak TUF’dan bahsetmek gerekiyor. TUF, UFC tarafından düzenlenen, tek bir sıklet ya da karışık sıkletlerden genellikle 16’şar dövüşçünün yer aldığı ve iki farklı takım içeren, özel bir malikanede geçen bir reality şovdur. TUF şovunda iki takım yer almaktadır ve bu takımların koçluğunu iki büyük dövüşçü yapmaktadır. Bu iki takım lideri, TUF evine ön elemelerden geçirilip giren 16 dövüşçü arasından sırayla seçimler yaparlar. Her iki dövüşçü 8’er dövüşçüye sahip olduğunda her hafta dövüşçülerini eşleştirip finale kadar giden yolda onlara koçluk yaparlar. En son final dövüşü canlı olarak bir UFC ana kartında yer alır ve finali kazanan dövüşçü UFC tarafından uzunca bir kontrat ve bir takım özel hediyeler ile ödüllendirilir.

2005 tarihinde bu şovun henüz ilki yayınlandığında çoğu kişi bu prodüksiyonun finale kadar gideceğine bile şüpheli gözlerle bakıyordu. Çekimleri 2014 sonlarında başlayan TUF 1’deki iki takımın koçları UFC Şöhretler Listesi’nde yerlerini almış iki büyük efsane Chuck Liddell ve Randy Couture olarak açıklanmıştı. TUF 1’in reality şov kısmı sona erdiğinde şov reytinglerde ayakta kalmayı başarmış ve final bölümüne kadar gelebilmişti. Esas büyük patlama tarih 9 Nisan 2015’i gösterdiğinde gerçekleşmişti. UFC tarihinde ilk kez Spike TV adındaki ulusal kanalda canlı ve ücretsiz olarak yayınlanan UFC - The Ultimate Fighter 1 Finale gecesinde dövüşler o kadar heyecan vericiydi ki her dövüş sonrasında reyting oranı bir tık daha artıyordu. Gelelim artık UFC için dönüm noktası denilen, Dana White ve Fertita kardeşlerin UFC tarihindeki en önemli dövüş dedikleri o maça!

Hem Stephan Bonnar, Hem de Forrest Griffin normal hayatlarında iş sahibi insanlardı. O dönemlerde MMA organizasyonlarında dövüşmek gerçekten para kazandırmıyordu. Griffin polis memuru olarak çalışırken, Bonnar ise fizik tedavi diploması almak için eğitimine devam ediyordu. Bunların yanında iki dövüşçü de birbirleriyle karşılaşana kadar ki süreçte Dan Severn, Jeff Monson, Lyoto Machida, Brian Ebersole ve Chael Sonnen gibi büyük isimlerle karşı karşıya gelmişlerdi.

Bu dövüş iki dövüşçü için de çok büyük öneme sahipti. Eğer UFC kontratı kazanabilirlerse artık yan işlerde çalışmayıp sadece tutku duydukları dövüş sporu için antreman yapacaklardı. Griffin o gece dövüş öncesini şöyle açıklıyor: “İnanılmaz heyecanlıydım. Midem kilo kaybından dolayı berbat durumdaydı. Şunu çok iyi hatırlıyorum; midemdeki durum ve heyecanım için Pepto (bulantı-kusma hapı) içerken antrenörüm Adam bana şöyle dedi: ‘Bana da biraz ver şundan!’. Eğer dövüşecekseniz ve antrenörünüz sizden Pepto istiyorsa bunun tek bir anlamı var: köşe adamınız sizden de beter durumda gergin ve bu hiç de iyiye işaret değil. Çünkü onun sizi rahatlatması lazım!”

Bonnar ise dövüş gecesinde ısınırken takım arkadaşı Kenny Florian’ın Diego Sanchez’e ilk rauntta nakavt oluşunu seyrettikten sonraki durumunu gülerek şöyle açıklıyor. “Kenny’nin Diego tarafından haşat edildiğini gördüm ve kendi kendime ‘Aman Allah’ım, umarım benim başıma da aynısı gelmez’ dedim. Kafeste gerçekten başınıza her şey gelebilir ve sürekli Tanrım ne olur en iyi performansımı sergilememe yardımcı ol, bunun benim başıma gelmesine izin verme diye dua ediyordum.”

Dövüşten hemen önce Chuck Liddell, Griffin’e kesinlikle yumruk yumruğa kapışmaktan kaçınması gerektiğini belirtiyordu. “Sakın ola ki gereksiz yumruk alma. Hakemler sende hiç etki yaratmasa da bu yumruklara puan verirler biliyorsun.” Ancak bu tavsiye dövüşün henüz ilk saniyelerinde toz olup gitmişti. İki dövüşçü dövüşün başladığı anla birlikte eldivenlerini değdirir değdirmez Octagon ortasında bir anda yumruklarını çarpıştırmaya başlamışlardı bile! Griffin başlarda skor elde etse de Bonnar asla dövüşten kopmadı. İlk raunt Griffin’in “armbar” olarak adlandırılan pes ettirme denemesiyle son buldu. İkinci raunt başında Bonnar Griffin’in burnunda bir yarık açılmasına sebep oldu. Doktor kontrolünden sonra dövüş devam etti ve ikili hiçbir şey olmamışçasına çarpışmaya devam ettiler. Tam 15 dakika boyunca inanılmaz bir tempoda muhteşem bir dövüş çıkardılar. Griffin raunt aralarında köşe adamına kollarını çalkalayıp laktik asiti indirgemesi için bağırıyordu. Aynı anda doktor Griffin’in kesikleriyle ilgileniyordu. Tam o sırada karşı köşede Bonnar’ın takımı da aynı kaos durumuyla karşı karşıyalardı. “Raunt aralarında iki koçum birbirlerine girmişlerdi. Biri ellerimi yüksekte tutmam gerektiğini söylerken diğeri bacaklarımı esnetip sen karışma asıl koç benim gibi şeyler söylüyordu. Tam o sırada üçüncü köşe adamım ise ‘Yere yatırmaya çalışma, sadece yumruk at!!’ diyordu. Şimdi geriye dönüp baktığımda gerçekten çok eğlenceli ve komikti. ’Gerçekten hayatımın en önemli dövüşü ve siz birbirinize mi giriyorsunuz? Son raundum beyler kendinize gelin’ dediğimi hatırlıyorum.”

Dövüş sonunda iki dövüşçü de kan revan içerisindeydi. Hem salondaki seyirciler, eminim ki hem de ekran karşısında bu dövüşü izleyenler ayakta heyecan içerisindeydiler. Artık karar açıklanacaktı ve iki dövüşçü de beraberlik durumunda 3 dakika daha dövüşmeleri gerektiğinin farkındaydı. Bruce Buffer Griffin’in ortak kararla kazandığını açıkladığında Bonnar direk olarak kendini yere bıraktı. “Kafamda adımın söyleneceğinden emindim. İşte geliyor.. Geliyor.. Benim ismim.. Hayırrr ! lanet olsun!” diye açıklıyordu Bonnar o an beyninden geçen düşünceleri. “Sanki birisi göğsüme bıçak saplamış gibi bir his vardı üstümde.”

Dövüşün galibi olan Forrest Griffin sonrasında UFC hafif ağır sıklet şampiyonluğuna kadar yükselmişti. O gece UFC kontratına kavuşan Griffin, bunun yanında araba, motor ve saat gibi hediyelerin de sahibi olmuştu. Dana White kendisine her sorulduğunda, Griffin ve Bonnar mücadelesini organizasyon için bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor. White, Griffin’e kontratını takdim ettikten sonra mikrofonu eline aldı ve “Her ikisi de kontratı kazandılar” diye açıklama yaptı. Seyircilerin çığlıkları eşliğinde dövüşçüler Octagon’u terk ettiler. O gecenin kesinlikle kaybedeni yoktu. The Ultimate Fighter şu an 27. Sezonunu çekmekte ve UFC ulusal kanalda kendine yayın hakkı buldu, hatta çok büyük reytingler elde etti. Sürecin geldiği yere baktığımızda UFC yakın zamanda 4.2 milyar dolar gibi bir paraya WME/Img’e satıldı. UFC yayın hakları ilerleyen zamanlarda Fox Sports tarafından alındı ve şu an yine en büyük yayıncı kuruluşlardan bir tanesi olan ESPN ile anlaşıldı. Reebok UFC ile anlaşma imzaladı ve ana sponsorlarından bir tanesi oldu. O efsanevi gece yaşanmasaydı belki de-bana kalırsa kesin olarak- bunların hiçbiri gerçekleşmeyecekti. O yüzden bu dövüş UFC için gerçek anlamda bir dönüm noktasıdır. UFC iki dövüşçüyü de 2013 Haziran ayında UFC Şöhretler Listesi’ne dahil ettiğini açıklayarak onurlandırdı.